Çin astrolojisi dünyanın en eski astroloji kurgusuymuş. Aslında bu astrolojide sadece 12 değişik hayvan ile betimlenen bir kavram bulunmuyor. Bunların yanında; tahta, ateş, toprak, metal ve su gibi değişik beş element kavramı daha var. 12 değişik burç beş element tarafından yönetiliyor. Her bir element tarafından yönetilen süreçler ele alınırsa, her burç 60 yıllık ara ile geliyor. Antik Yin ve Yang kavramlarının eklenmesiyle klasik Çin horoskopu ortaya çıkıyor.
Bu temsili 12 hayvandan bazıları fare, yılan, ejderha, tavşan, domuz, at... Bu sene tavşan yılı mesela. Çin yeniyılı şubat ayına denk düşüyor. Şubattan şubata doğanların tümü tavşan. Ayy ne tatlı!!! Şubat ayında Orchard Caddesi çiçeklerden yapılmış kocaman kocaman tavşanlarla doluydu.
Tavşan, ejderha falansan iyi de diğerlerinin bazıları pek sevimli değil. Mesela 1966 senesi yılan yılı. Okay şubattan önce doğduğu için at olduğu konusunda ısrarlı, e haklı da tabii, kim yılan özellikleri taşımak ister? Bendeniz de horoz oluyorum. Kanımca domuz olmaktan iyidir!
Sonuçta Çin astrolojisi ile ilgili şu kanıya vardım. Ben bizim astrolojiye sadık kalayım, ikizler burcu, yükselen başak bildiğim şeyler. Şimdi bu Çin işi beni ve bilgilerimi bozacak.
Geçenlerde balkonda oturuyorum, kahvemi içtim, hem düşünüyorum hem etrafı inceliyorum. Aaaa bir baktım karşıki evlerin bahçesinden acayip yoğun bir duman yükseliyor. Yangın mı çıktı nedir, acaba itfaiye çağırsam mı diye gel-git yaşarken, baktım yoldan geçenlerde bir telaş yok. İşte pusetli bir anne hem bebeğini itiyor, hem de koşu yapıyor. İki adam konuşa konuşa yürüyorlar aynı yerden.
Kafalarını bile çevirmediler dumana. Herhalde bahçede ot falan yakıyorlar diye düşündüm sonra. Aradan geçti 2-3 gün, işin aslını Annette'den öğrendim. Meğerse ağustos ayı Çin inanışına göre kötü ruhları kovma ayıymış. Evlerinin, işyerlerinin önünde kağıt cinsinden ne buluyorlarsa yakıp kötü ruhları kovuyorlarmış. Allah Allah benim bildiğim kötü ruhlar daha çok dumana, ise pusa gelir. Daha sonra pekçok sokakta rastladım bu kağıt yakma işine. Ortalığı bir is ve kül kaplıyor.
Bir de küçücük sunakları çok tuhaf. Ne yalan söyleyeyim, benim daha çin'di hint'ti doğru dürüst bir tapınak gezecek durumum olmadı. (zaman verin daha çok yeniyim burada) Kısmetse birgün girip içlerini bir inceleyeceğim. Yalnız chilli crab yemek için gittiğimiz bir mahalle lokantasının bahçesinde küçücük bir sunak, içinde artık alçı mıdır, tahta mıdır bir heykel, heykelin önünde de bir sürü muzu görünce tebessüm etmekten ve Okay'a 'Bu muzlara ne oluyor, kim gelip alıp yiyiyor?' diye sormaktan kendimi alamadım. Cevabını o da ben de bilemedik, lokantanın sahibine sormak cesaretini de gösteremedik.
Başımdan geçen bir başka ilginç şeyde rakamlarla ilgili. Buraya taşınınca haliyle bir cep numarası edinmem gerekti. Geldikten bir hafta sonra Okay ile gittik buranın Türkcell'ine. İşte oydu buydu, o paket bu paket, seçtik paketimizi. Adam elime A4 büyüklüğünde 4-5 sayfa tutuşturdu. Seçin numaranızı dedi. Bir sürü numara. Biz Türkiye de genelde kolay akılda kalacak numaralar seçeriz ya, burada da öyle yapayım dedim. Neyse ben seçtikten sonra Okay dönüp demez mi, 'Bak görüyor musun neredeyse hiç 8'li numara kalmamış çünkü 8 iyi şans, bolluk, bereket anlamına geliyormuş, çok fazla da 4'lü numara var, o da ölümü çağırıyormuş'. Ayy baştan söylesene yahu 'bak benim numaramda da bir tane 4 var işte!'
Böyle hurafelere pek inanmam ama eve gelince internete girip incelemeden duramadım. İş tamamen seslerle ilgili. Çince de 8'in okunuşu, bolluk bereket kelimesinin ses tınısıyla aynı. Aynı şey 4 rakamı içinde geçerli. Çin de birileri tüm rakamları 8 olan telefon numarasına, araba plakasına rekor miktarda para ödemiş. No'su 8 olan evler, apartmanların 8. katları kapış kapış... Çin olimpiyatları özellikle 8.8.08 de başlatılmış, bu böyle uzayıp gidiyor.
Neyse ki benim numaramda bol miktarda 9 var. O da Çin İmparatorunu temsil ediyormuş. İmparatorun elbisesinde 9 tane ejderha figürü işliymiş ve 9 şanslı rakam sayılıyormuş. Oradan kurtardık inşallah!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder