Annette ve Poul ile yemekteyiz. Şu anda burada görüştüğümüz tek aile. Okay'ın çalıştığı şirketi Poul'ün dedesi kurmuş. Danimarka'nın en önemli sanayicilerinden biri. Babası şirketi çok ilerilere taşımış, bir dünya devi haline getirmiş, bu aralar şirketin vakfının başkanlığını yürütüyor. Poul ve Annette iki çocukları ile beraber beş senedir burada yaşıyorlar ve son derece memnunlar burada olmaktan. Bizim yaşlardalar, çok şekerler ve hayatımda gördüğüm en mütevazi insanlar.
Yemekte konuşulan konulardan biride Avrupa da süregelen ırkçılık olayları oluyor. Annette Danimarkalıların da yabancılara tahammülü olmadığını, onları memleketlerinde istemediklerini ve bu yüzden kendisinin utanç duyduğunu söylüyor. 'Burada olmanın en sevdiğim yanı, çocuklarımın çok kültürlü bir ortamda diğerlerine karşı hoşgörü sahibi olarak yetişmeleri' diyor ve sonra başından geçen bir olayı anlatıyor.
Beş sene önce Singapur'a yeni taşındığımızda şu anda on yaşında olan kızım okula başladı. Bir iki ay sonra birgün;
- Anne yarın eve bir arkadaşımı getirebilir miyim?
- Tabii tatlım, arkadaşının adı ne, nereli?
- Nereli olduğunu bilmiyorum. We look like eachother! (Birbirimize benziyoruz)
Bu konuşma üzerine Annette evlerine bir Danimarkalı ya da Alman kızçocuğu bekliyor çünkü kızı sapsarı saçlı ve mavi gözlü. Ertesi gün okul servisi kapılarının önünde durunca, otobüsten kızı ve yanında Koreli bir kız iniyor. Çok şaşırdım ne diyeceğimi bilemedim diyor Annette. Evine gitme vakti gelince annesi gelip aldı arkadaşını, ben hemen kızımın yanına gittim.
- Arkadaşın hani sana benziyordu?
- Evet benziyor. Aynı boydayız, ikimizin de kulakları delik (küpe için), saçlarımızın boyu ve şekli aynı, aynı şeyleri giymekten hoşlanıyoruz, aynı oyuncakları seviyoruz, vb...
Hikaye bana çok dokundu, sonunda gözlerim doldu, kendimi tutamadım ve yaşlar yanaklarımdan aşağı süzüldü. Çocuk saflığını ve güzelliğini bu kadar net anlatan başka bir şey olabilir mi? Annette'in kızı farklılıkları görmek yerine, benzerlikleri algılamıştı tamamen. Birini sevmek bu demekti işte!
Biz insanoğlu ne zaman kirlenmeye başlıyoruz acaba? Hırslarımız, kıskançlıklarımız, komplekslerimiz, yalanlarımız hangi yaşta ortaya çıkmaya başlıyor ve neden?
Hep çocuk saflığında ve temizliğinde kalsak olmaz mı? Açık olsak, gizli ajandalarımız olmasa...
Not: Benim fırtına kızım Hanzade'nin 'annecim bana benziyor' diye hangi en iyi arkadaşını eve getireceğini merakla bekliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder