O bir Filipinli. 1.55cm. boyunda. 43 yaşında. Kendisini Billy diye çağırmamızı istiyor. Filipinlerin, bize pek tavsiye edilen Ilo Ilo kentinden. Anlattıklarına göre burda en iyi yardımcılar bu şehirden geliyormuş. Nedenini sormayın bilmiyorum! Billy beş çocuklu bir ailenin en küçüğüymüş, evli değil. Buraya kazanmaya ve ailesine yardıma gelmiş. Tabii ben Billy'e İstanbul'a gelse burada kazandığının üç katını alacağını henüz söyleyemedim. Ama biliyorum Türkiye de durum bu.
İlk karşılaşmamızı ben İstanbul'dayken, buraya gelmeden bir hafta önce, Skype üzerinden yaptık. Birkaç soru sormuştum sonra uzatmadan tamam olsun demiştim. Bizim buraya ilk geldiğimiz gün çıktı geldi. Hemen benimle işe girişti ya da ben onunla giriştim. Benim elim ayağım durmaz evde. Şaşırdı baktı yüzüme. 'Ma'am I do it! Leave it to me!' falan filan. Dinleyen kim? Ben hemen 'Bak Billy biz Türk'üz, bizde şart şurt vardır, mutfaktan hiçbirşey banyoya, banyodan mutfağa gitmez, ben en çok çamaşır suyu kullanırım, Dettol yetmez bana' falan diye izahata başladım. Allah'tan söyleneni hemen kavrayıp, denildiği gibi yapıyor. Çok güler yüzlü ve arı gibi çalışkan. Şimdilik aramız iyi.
Okay da bana 'bu kadın üç çocuklu Çin'li bir ailenin yanından geldi buraya, Çinliler pek de hoşgörülü davranmıyorlar burada hizmet sektöründe çalışanlara, sen böyle yardıma devam edersen kendini cennette hissedecek Billy' diyor. O mühim değil, iyi niyetli olsun Hanzade'ye iyi davransın önemli olan bu.
Billy burada evlerde çalışmanın dışında izin günlerinde kendini geliştirmek için kurslara gitmiş. Şimdiye kadar, masaj ve aromaterapi, yaşlı ve çocuk bakımı, el sanatları ve Filipinlerde üniversite de mimari bölümünün ilk yılını bitirmiş. Niye buralara geldin diye sorduğumda bizim orda iş yok cevabını aldım. Sanırım burada işçi olarak çalışan diğer Filipinliler, Hintliler ve Malaylar ve benzerleri için de durum aynı. İş yok memleketlerinde! Zor hayat!
Burada evler ne kadar lüks olursa olsun, yeni modern binalarda bile bu insanlara ayrılan odaların boyutlarını görseniz inanamazsınız. İki üç metrekare odalar ve de ufacık banyosu şeklinde.
Sonra aklıma geldi. Bundan 15 sene önce Balım bebekken, İngiltere'den İstanbul'a seyahatlerimizden birinde, havaalanında bir Türk aile görmüştüm. Onların da bebeği vardı. Hanım son derece şık ve bakımlıydı, bebeği Filipinli bir bakıcının kucağındaydı. City de çalışan Türkler arasında dünyanın bu bölgesinden gelen bakıcı modası vardı. Hala da öyledir herhalde. Ben saç baş bir tarafta, kucağımda Balım, elimde biberon... Uçakta çok bilirim saatlerce kucakta Balım'ı sallayıp uyutmaya çalıştığımı, mide, bağırsak bozulmaları, kusmalar, alt değiştirmeler çok eğlenceliydi... :))
Sen o yıllarda neredeydin ya Billy??
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder