Size de oluyor mu, bilmem? Bana bu aralar sık olmaya başladı. Kendimi sanki bir rüyadaymış gibi hissediyorum. Buralara kalkıp gelen, eşyaları seçen, evi kurup süsleyen, çocukların okullarına gidip öğretmenlerle görüşen ben değilim. Rüyamdaki o kadın. Ben dışardayım, seyrediyorum sadece. Hatta öyle bir boyuta vardı ki bu, ben her şeye tepeden bakıyorum. Yükseldim, yukardan kendimi görüyorum, küçücük bir kadın... gidip gelip duruyor işte. Tüm kaslarım benim kontrolümden çıktı, benim dışımda gelişiyor her şey. İtiraz etsem, hayır bunu yapmıyorum desem de bir şey değişmeyecek. Vücudum benim yönetimimde değil. Başka bir güç var sanki beni yöneten.
Ah, bir de atalet denilen sinsi yılan var içime sızmaya çalışan. Kendisini çok iyi tanıyorum. Ara ara yoklamışlığı vardır beni. Özellikle İngilterede sık sık ziyaret ederdi kendileri. Oranın havası da pek müsaitti bu sinsinin eline düşmeye. Bazı günler yataktan bile çıkmak istemezdi insan. Hava soğuk, yağmurlu ve karanlık. Yatak çağırır insanı... Şöyle derdi çoğu zaman 'Gel kıvrıl bana, ört üstünü, uyu dinleyerek yağmurun sesini.' Böyle zamanlarda bu sinsiyle aramda amansız bir savaş başlardı. Bazen o kazanırdı, bazen ben. Ama o alçak psikolojik savaşırdı, ben kılıç kalkan! Biraz zayıf olsanız depresyon denen canavarın eline düşmeniz işten olmaz!!! İstanbul bana çok iyi gelmişti. Şehrin hareketliliği ve sizi amansız törpülemesi midir, artık nedir? Bir hareket, bir bereket. Arkadaşlar, buluşmalar, koşturmalar. Sinsi yanıma bile uğrayamadı. Özlemiş besbelli. Şimdi burda nerdeyse evin %90'ı tamamlanıp, iş aksesuarlara kaldı, çocuklar ve okulları, aktiviteleri düzene girdi ya, hop hazret buyurdu hemen. Ee, arkadaş da kısıtlı, yok bile sayılır. Otur diyor, kalkma yerinden. Yazını da yazma.. aman kim yazacak şimdi, yazacaksın da n'olucak? Bak US Open var televizyonda, bütün gün otur seyret.. havuza inme, yüzme, spora da gitme, terlersin durduk yere. Hmm ben çok iyi tanıyorum bu sesleri. Hayır hiç niyetim yok tuzaklarına düşmeye. Hemen yerimden kalkmalıyım. İş olanaklarını araştırmalı, ilgilendiğim kurslarla irtibata geçmeliyim. Fransızcamı ilerletmeyi düşünüyorum ya da yeni bir lisan öğrenebilirim mesela. Çinceye ne dersiniz? İlk cümlemi öğrendim bile. Balım öğretti. Wo ài ni.. seni seviyorum demek. Ne güzel şey, en güzel şey seni seviyorum diyebilmek ve yapabilmek. Her şeyi ve herkesi sevebilmek.
Evet ben kendime gelmeliyim biran evvel. Ataletle savaşım başladı anlayacağınız. Harekete geçeceğim hemen, şu rüyadan uyanır uyanmaz.
Degisim hic bir zaman kolay gelmiyor, hele ki bu evini barkini sirtlayip bambaska bir ulkede yeni bir hayat kurmak gibi kocaman bir degisiklikse.... Atalet mi dedin? Birak yanina sokulmayi senin kapini bile calamaz o! Zaman sadece zaman....
YanıtlaSilYorumunuz için çok teşekkürler. Kendime başka bir açıdan bakmamı sağladınız yeniden! Ayrıca hiç farkında olmadığım okuyucularım olduğunu anlayıp mutlu oldum. Şevk geldi. Bu çok keyifli.
YanıtlaSil