Öldürüyor. Fazla sosyal yaşam kesinlikle yaratıcılığı öldürüyor. Gezmekten tozmaktan yazmaya vakit bulamıyorum. Acayip bir suçluluk duygusu var üzerimde. Ödevini yapmamış öğrenciler gibi içimde bir sıkıntı. Birşeyler eksik. Ne zamandır yazmıyorum, yarımım... Halbuki neler neler var anlatacağım. Bir kere komşularım var, sonra Asyalı kadınlardan bahsetmek istiyorum, bu arada İstanbul'a gittim geldim kızlarla, Singapur'daki ilk imaj danışmanlığımı yaptım, para kazandım burada da. E bu da bir şey...
Scrapbooking de yapamıyorum bir süredir. Aslında resim çekeceğim diye çok güzel bir fotoğraf makinası da aldım. Tekrar bir düzene girmek gerekecek.
Sanatçıların, yazarların kısacası birşeyler meydana çıkaranların neden yalnızlığı sevdiğini anlıyorum şimdi. Ben Hanzade'nin ödevleri, Balım'ın gençkızlık sıkıntıları ve kendi sosyal yaşamım arasında aslında gerçekten yapmak istediklerime gereği kadar vakit ayıramıyorum. Ne kadar yaratıcıyım bilemem, bu konuda övünecek falan da değilim. Anneme baktığım zaman ben yaratıcılıkta bir hiçim. Onun müthiş bir hayal dünyası vardır mesela. Biz küçükken bizlere sonra da torunlarına yaratıp anlattığı hikayeleri kitap yapmak gerekirdi. Yıllar sonra resim yapmaya geri döndü, harika resimler yarattı. Yine hayal dünyasının fevkalade yansıması. Anlatamam görmek lazım. Ondaki resim kabiliyetinin onda biri bende olsun isterdim doğrusu. Hiç geçmemiş, ne kayıp...
Şimdilik ben kendi yapabildiklerimle ve Balım'ın kabiliyetleri ile avunuyorum. Bir insan hem yazı yazmada, hem piano çalmakta ve beste yapmakta, hemde resim yapmakta kabiliyetli olabilir mi? Oldu işte, benim kızım böyle biri. Ne kadar gururlansam az. Gururlanıyorum çünkü birşeyler meydana çıkarmanın önemini biliyorum. Tamam tabii ki okullar bitecek ve çalışma hayatında olup para kazanacak ama seçtiği meslek yaratıcılık alanında olmazsa tatmin ve mutlu olması çok zor olacak. Çünkü insan aslında gerçekten sevdiği kişilerle beraberse, sevdiği işi yapıyorsa ve de yaratabildiği oranda mutlu oluyor. Fakat sanırım en çok birşeyler meydana çıkardığında. Biz anneler için bile öyle değil mi? Yavrularımız bizim birer yaratımımız ve parçamız değiller mi? En çok onlarla övünmüyor muyuz? Galiba annelik en büyük yaratıcılık. (Babalara haksızlık olmasın.)
Günün Mesajı: Bugünkü benden size gelsin. Sevdiğiniz birine çiçek alın bugün ya da şiir yazın yapabiliyorsanız sadece dört satır... Hikaye anlatın mırıl mırıl gözlerine bakarak ya da sadece telefonla arayın 'merhaba nasılsın demek istedim' diye... Mutluluk ve güzel anılar yaratın bugün ve yarın.
Eknot: Bu yazımı yayınladıktan bir on dakika sonra Balım elinde bir çiçekle girdi kapıdan. Evrene gönderdiğim mesaj yerini buldu anlaşılan.
Eknot: Bu yazımı yayınladıktan bir on dakika sonra Balım elinde bir çiçekle girdi kapıdan. Evrene gönderdiğim mesaj yerini buldu anlaşılan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder