Şehrin merkezine yakın olsun, yeni ve temiz olsun, apartman katı olsun, bize yetecek büyüklükte olsun. Singapur'a gelirken oturacağımız evle ilgili isteklerim bunlardı. Okay sağolsun bayağı bir dolandı, her yere baktı. Ben o sıralarda İstanbul'daydım. Beğendiklerinin resimlerini bana e-mail ile gönderiyordu. Bunların içlerinden ben bir tanesini plan olarak beğenmiştim, üstelik istediğim tüm kriterlere uyuyordu. Grange Road üzerinde yeni inşa edilmiş bir site. Cliveden! 22 katlı 5 yuvarlak bloktan oluşan bir site burası, tüm bloklarda her katta tek daire var. Yaniiii 110 aile olacak toplamda. Hala daha 2 blok bomboş, diğer 3 blok da tamamen dolmuş değil. Biz ilk taşınanlardanız. İlk tanıştığımız komşularımız İngilizler oldu. Sonra yavaş yavaş site sakinleri çoğalmaya başladı. Hemen herkes expat, hiç Singapur'lu yok. Burası Birleşmiş Milletler gibi... Fransız, İngiliz, Belçikalı, Japon, Amerikalı, Brezilyalı, Danimarkalı...
Aslında ilk Okay'ın fikriydi... Havuz kenarında tüm komşular bir araya gelelim, barbekü yapalım, tanışalım demişti.. Yapıldı... Amerikalılar organize etti ve biz başka yere sözümüz olduğundan katılamadık. Sonra ikincisi yapıldı. Herkes etini, içeceğini ve paylaşmak üzere bir yemek götürdü. Bendeniz de bir tabak kısırla müdahil oldum olaya. Okay seyahatte olduğundan yine gelemedi. Böyle durumlar bir hayli hoş oluyor. Yani ben durup insanları incelemeyi çok seviyorum. Başka başka ülkelerden değişik tipte insanlar. Veee herkes kendi milletinin o genel karakterini sergiliyor. Kim nereden tahmin edebiliyorsunuz. Örnek mi? Amerikalılar son derece rahat ve kendine güvenli.. İngilizler nazik ve politik, Frankofonlar hep kendi aralarında, Brezilyalılar eğlenmeyi çok seviyorlar, Danimarka gibi kuzey ülkeleri hımmm biraz mesafeli geldi bana ama yanılıyor da olabilirim. Bakalım boş dairelere kimler taşınacak? İtalyan, İspanyol, Yunanalı, Alman??
Dün akşamüstü havuz kenarında toplanıldı yine. Önce biz hanımlar biraraya gelelim dedik ama sonradan beylerde katıldı. Okay yine yok. Seyahatte. Müthiş alay konusu oldum. 'Bu Türk Hanımın eşi yok galiba, kandırıyor bizleri' falan diye başladılar. Allah'tan Okay'la daha önceden tanışmış olan İngilizler ordaydı da 'yok biz gördük beyefendiyi, kendisi mevcut' diye yardıma koştular! Şaka bir yana çok güldüğümüz, eğlendiğimiz keyifli bir akşam oldu. Samimiyetin ilerlediğinin ve ülke sınırlarının kalktığını da hissettim. Ne de olsa hepimiz aynı durumda, evlerimizden, ülkelerimizden uzaktayız. Aynı gemideyiz. Şunu da hissettim ki, acil bir durum olsa koşup yardım isteyebileceğim komşularım var.
Konu atasözü: Ev alma, komşu al.
Ne güzeldir atasözlerimiz, her durum için bir tane bulunabilir kısa, net, akılcı deyişlerimiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder