2 Kasım 2011 Çarşamba

İLK DÖNÜŞ


Yuvaya ilk dönüş. Hayır heyecanlanmadım. Ben bu gidiş gelişleri o kadar çok yaşadım ki! Biliyorum neler olacağını, ne hissedeceğimi. Sonra Singapur İngiltere gibi değil. Açık olmak gerekirse pek bunalmadım bu iki buçuk ayda. Hem ben buraya bir kendini geliştirme ve gezme, bilmediğim yerleri tanımak için fırsat gözüyle bakıyorum. Ayrıca şükür etmeyi seven biri olduğumdan; 'çok şükür' sık sık gidip gelme imkanımız var.Yine de İstanbul'a gelmek için bir Bali seyahatinden vazgeçtiğimi söylemem gerekir.

Uçak sabahın köründe indiği için kimse gelip bizi karşılasın istemedim. Atladık bir taksiye. Köprüden geçerken yeniden yeniden hayran oldum Boğaz'a. Nasıl özlemişim?! Yok böyle bir yer, böyle güzellik, yok işte. İstanbul'um canım. Yıpranmış, yorgun şehrim benim. Her halinle, her şeyinle güzelsin. Sen teksin.

Sekize çeyrek kala evin kapısındaydık. Birde ne görelim? Balım'ın arkadaşları İrem ve Lal gelmişler. Kucaklaştık, kucaklaştılar. Aferin onlara has arkadaşlarmış, aferin Balım'a kendini bu denli sevdirebilmiş.

Anahtarı kapıda çeviriyorum. Ohhh evim... Herşey tanıdık bildik. Ne iyi ettim de bir iğne bile oynatmadım yerinden. Sanki hiç gitmemişim. Döndük işte tatilden. Herkes odasına koşuyor. Hanzade oyuncaklarına... Bir hafta gezeceğiz, hasret gidereceğiz.

Bu sayılı günlerde hergün üç dört program şeklinde dolandım. Tüm sevdiklerimi gördüm, hasret giderdim. Arkadaşlarımın sevgisini bir kez daha anladım. Meleklerimle bir araya geldim. Yeğenim Ala nasıl da büyümüş hemen, nasıl da konuşmaya başlamış? Epek, Hanjade ve Bayim diye diye nasıl da arkamızdan koşturuyor? Anne baba kokusu. Ağabeyimin arkamda olduğunun ve sonsuz desteğinin hissi. Aile ve güvence. Doldum, doldum da taştım yine.

Yoruldum belki evet. İstanbul trafiğinde günde üç programa yetişmek yeter zaten ama değer, değdi. Ben özlediklerimi, İstanbul'u içime sindirmiş geri döndüm buraya. Bir müddet idare eder beni...

P.S: İstanbuldayken iki üzücü olay.
  1. Van depremi. Çaresizliğin son perdesi. Kelimeler kifayetsiz.
  2. 29 Ekim akşamı Singapur'a geri uçtuğumuz için Bağdat Caddesindeki kutlamalara katılamadık. Oysa ben Hanzade ve Balım için özellikle istiyordum. Şöyle ellerimizde bayraklarla...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder