12 Ocak 2012 Perşembe

100 YAŞINDA

İtalyanca kursum başladı. Haftada iki kere yarım gün gidiyorum. Çok eğlenceli ve İtalyan öğretmenimiz de bir hayli başarılı. Keyifle gidiyorum. Tabii daha çok başındayım, şimdilik kolay ama zaman ilerledikçe zorlaşacağına eminim. Yine de yaza kadar basitçe cümleler kurmayı başarabilirim diye düşünüyorum. Buradaki İtalyan Kültür Derneği'nin kursu ve yeri de çok merkezi. Şu çok şık Raffles Hotel'e komşu ayrıca, orada bir öğlen yemek de yerim mutlaka.

Bugün kurstan çıktıktan sonra birkaç eksiği tamamlamak ve biraz da vakit öldürmek amaçlı Orchard da dolaştım. Sonra da Takashimaya alışveriş merkezinde bir noodle soup içeyim dedim. Herzaman çok kalabalık oluyor burası, oturmak için yer bulmakta zorlanıyorsunuz. Neyseki dört kişilik bir masada üç yaşlı bayanın yanına kendimi kabul ettirebildim. Tam karşımda oturan Çinli Hanım gözüme çok yaşlı göründü, dayanamadım sordum... 'Tam 100 yaşındayım' dedi. Hayatımda ilk defa 100 yaşında biriyle tanıştım. 1912 de doğmuş biri, daha 1. Dünya Savaşı bile başlamamışken... O zaman buralar nasıl yerlerdi acaba? Bir balıkçı köyü o kadar. Bu yüz yaşındaki bayan beni çok etkiledi, konuşurken bayağı bir inceledim. Saçlar bembeyaz ama bir hayli gür. Teyze ufalmış muhakkak ki ama beyin, muhakeme yerli yerinde, konuşma gayet düzgün ve anlamlı. Benim önümde masaya düşmüş bir yarım pirinç tanesini yemek çubukları ile tutup tabağın kenarına koydu, benim gözlerim yerinden fırladı... ( 40 yaş üstü biri olarak gözlerde hafiften bozulma başladı bende, kaldıramadım 100 yaşında teyzenin yaptığını) Yaşlandıkça gözlerdeki görme bozulmaları düzeliyor falan gibi şeyler duyup inanmamıştım, doğru olabiliyormuş meğerse. Derisi bir hayli buruşmuş ve renk bozulmuş ama olur o kadar. Üç çocuk doğurmuş, torununun çocuğunu görmüş, gençliğinde ev kadınlığı yanında ebelik de yapmış. 'Çok bebek getirdim dünyaya' dedi. Ne yaptınız da bu yaşa gelebildinizin kibarcasını sordum.... Belli bir şey söyleyemedi. Yanındaki hanım kızkardeşi imiş o da 92 yaşında, hiç yaşını göstermeyen bir bayan, döndü bana ve dedi ki 'çok tuzlu ve şekerli yer, acı çok sever! ve sonra 100 yaş konuştu, yürüyen merdivenleri göstererek 'bizim zamanımızda bu modernlikler yoktu, bir yere çıkmak istediğinde yürür, tırmanırdın!'

Günün dersi: Sporu bırakma İpek!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder