31 Temmuz 2011 Pazar

DÖRT BAVUL GİDERİM

Dün sabah Okay Singapur'dan geldi. Bizi götürmeye geldi... Ayın 4'ünde hep beraber gidiyoruz. Ayyy inanamıyorum. Ben bütün yazı lay lay lay geçirirken burda, zaman ne çabuk geçmiş, gitme vakti gelmiş. Paniiiik. Yumurta kapıya dayanıp, iş ciddiye binince aklım başıma gelmeye başladı. Şaka değil bu gerçek, hakikaten gidiyoruz.

Durum Tablosu

Kalan Gün Sayısı : 5
Hazırlık Durumu   : Bavullara tek birşey koyulmuş değil.
Stres Seviyesi      : E Haliyle yüksek.
Sosyal Hayat        : Şu andan itibaren ancak telefon ve facebook ile.
Sağlık                    : İyi.
Kondisyon             : Süper. Son güne kadar spinning'e devam.

Gittiğimi duyan herkes ilk şu soruyu sordu bana. Evini kapatıyor musun? Hayır efendim ka-pat-mı-yo-rum!! Kapanışlara, bitişlere, ayrılıklara gıcığım var zaten. Hep oldu. Karşıyım, itiraz ediyorum, protesto ediyorum. Hepsi birden. Galiba hala direniyorum. Bu evden tek bir toplu iğne yerinden oynamayacak. Eve gelip bakanlar olacak. Evin düzeni devam edecek. Dört kişi değil miyiz? Dört bavul giderim. Sadece yazlıkları alarak. O da yarısını! Kışları bavulsuz gelir giderim tatillerde, sadece el çantam ile. Şimdilik uzatılmış bir tatil gözüyle bakıyorum bu işe.

Yalnız bavula acil koyulacaklar var tabii.
- Cezve
- 5-10 paket Türk Kahvesi
- Kahve fincanı
- Çaydanlık
- Çay bardağı

(Ben sabahları demli çayımı içmeden kendime gelemem, saat 11 civarı da Türk Kahvesi içmem gerekir)

Okay kargoya verilmek üzere kutular hazırlamaya başladı. İçlerine Hanzade'nin (5 yaşındaki kızım) bazı oyuncak ve kitaplarını, Balım'ın kitap, CD, tenis raketleri vb'lerini ve kitap, kitap , kitap koyuyoruz. Aslında bana sorarsanız bunlara da gerek yok. İngiltere'ye iki bavul gitmiştik sonra dönerken eşyalar başımızdan aştı. Benim zaten gittiğim heryeri acil evleştirme gibi bir özelliğim var. Geçici yaşayamıyorum. Mutlaka bir düzen, tertip oluyor. O yüzden dokunmayın buranın eşyalarına.... Ben size yenilerini alırım.

Uçuk Fikir: Bir aralar paralel yaşamlara ait birşeyler okumuştum. Bir yaşamda burda kalsam, paralelinde Singapur'da Okay'ın ve kızların yanında olsam.

29 Temmuz 2011 Cuma

RUHUMU ANLAYAN KADINLAR

Onlar dört kişiler ve melek gibiler. Dördü de güzel, eğitimli ve akıllı kadınlar. En yakın arkadaşlarımdan bahsediyorum. İyi ki varlar. Bu bir teşekkür yazısı değil çünkü onların benim için yaptıklarına teşekkürün imkanı yok. Bu olsa olsa benim çok şanslı bir insan olduğumun belgesi olabilir.

Bütün arkadaşlarımı çok seviyorum, biliyorum onlar da beni severler. Lakin son altı ayda bu dört kadın ruhumu, aklımı ve elimi sıkı sıkı tuttu. Med-cezirlerimde hep yanımdaydılar. Yaşam Koçluğundan bilirim, zordur bir insanı dinlemek... Derinden, elini tutup sadece gözlerinin içine bakarak. Yargılamadan, yorum bile yapmadan. Bazen konunun içinde kaybolur insan, aklı başka yerlere kayar. Bir bakmışsın orada değilsin. Onlar başardılar. Benimle kaldılar. Hele içlerinde bir tanesi var ki, geçmişte kalan İpek'i tekrar bulmamı sağladı. Bıkmadan usanmadan dinledi dinledi. Diğer ikisi koşun gelin dediğimde anında yanımdaydı. Öbürü acayip mantıklı, olaylara başka açılardan bakmamı sağladı. Sevginin terazisi fedakarlıkmış, nasıl ödenir böyle özveriler? Samimiyetin bedeli ödenmez....

Nasıl unuturum Emirgan kahvaltılarımızı, akşam toplantılarımızı, yemeklerimizi, fikir alışverişlerimizi? Ben şimdi çok uzaklara gitsem de, biliyorum ki siz hep benim yanımdasınız ve içimdesiniz. Sizler bana çölde su gibisiniz. Sizleri seviyorum dostlarım......

28 Temmuz 2011 Perşembe

HAYDAA BU NERDEN ÇIKTI ŞİMDİ!!!

Beni tanıyan tanıyor, tanımayanlar da zaman içinde tanıyacaktır eğer ilgilenirlerse... En iyi huyum sanırım sabretmek, en kötüsü herşeyin benim istediğim gibi olmasını beklemek. Nereden aklıma geldi blog yazmak? Şurdan geldi: Bu aralar sıkıntılıym biraz, yeni bir projeye başlamam gerek diye düşündüm. Yazmak hep sevdiğim bir şeydir, bir de üstüne Singapur'a taşınmam gerekince duygu ve düşüncelerimi, Singapur ile ilgili gözlem ve yorumlarımı arkadaşlarımla paylaşma fikri geldi aklıma. Süper! Böylece bu yeni maceramda yalnız olmayacağım. Hem belki Hürriyet Gazetesinden birileri beni keşfeder, meşhur falan olurum! Hmmm neden olmasın? Walt Disney'in söylediği gibi 'It all started with a mouse' Hayal et olsun!

Yedi ay önce eşim Okay, adı lazım değil şirketinin genel müdürü, 'benim güney doğu asya'nın bölge direktörü olmamı istiyorlar, bu da Singapur'a taşınmamız anlamına geliyor' dedi. Bende 'haydaa bu nerden çıktı şimdi' dedim. On üç sene İngiltere de yaşamışız, (Expat for Life) iki kızımız orda doğmuş, döneli daha dört sene olmuş, ben tam memlekete dönmemin tadını çıkarmaya, düzensizlik, terör, şike falan gibi olaylara alışmaya çalışırken bu ne şimdi yaaa??? Ben gelmiyorum arkadaş, topla tasını tarağını git! Bana sonsuz gibi gelen aylar boyunca konuştuk.  Okay öyle bir şahsiyettir ki bıkmadan, usanmadan konuşur ve sonuçta sizi istediği şeye ikna eder. Öyle de oldu işte. Tabii ben ikizler burcu biri olarak ne zaman sıkılırım ve dönmeye falan kalkarım bilemiyorum?! Size hergün yazarım diye bir söz de vermiyorum ama yazdığım sürece ilginizi çekebilirsem ne mutlu bana. Görüşmek üzere...

Not: Bu arada bu blog'un teknik desteği sevgili kızım Balım'dan geliyor.